Öldürdüm onu, büyük bir soğukkanlılıkla.
Titriyordu.
O bir günahkardı, Tanrının huzurunda.
Ve ben,
Uçuyordum, rüzgarın üzerinde.
Onlar yargılıyorlardı bir faniyi.
Hissetmek çok zordu, içinden geçen soneleri
Direndikçe kanattı,
Kanadıkça çakıldı,
Çakıldı ve öldü.
Hafifleyip yere kondum,
Parmak uçlarımda, dolandım yeni çiçeklenmiş bir vadiyi.
Durmadan dans ettim.
Gökten kan yağıyordu.
Önce alnım, sonra saçlarım ve omuzlarım.
Kızgındılar.
Alıngandılar.
Güvensizdiler.
Ben de size bakıyordum Héloïse
Durmadan beynimin içinde, ölümle vals ediyordum heloïse
Tanrılar bana öl diyordu, ben size bakıyordum Héloïse
Sizin gözleriniz önünde ölmek, bana bu yüzden zor geliyordu sevgili Héloïse.
Ufku parmak uçlarımla aralıyorum,
Tanrılardan gizli, ve sessiz yapıyorum.
Yakalanmak azap verici,
Yüreğimde sizin zehrinizle ölmek,
Şerefimi iki paralık eder, yüzünüze bakacağım o başka bir dünyada.
Öyleyse kahredin onu ey azap verenler!
Kimse etimi yiyip zehrime ulaşmasın.
Beni de, ki şayet öleceksem, diken ağızlı çiçeklerin rahmine koyun,
Acı çekerek öleyim.
Héloïse,
Nimet
Şükran
Doyumsuzluk
Ve savaş.
Héloïse.
Ben bir çakıl dağında, ucu sivriltilmiş çıkıntıların en tepesinde, üstelik gezinemiyorken parmak uçlarımla. Kanatlarım hafifleyip beni süzmüyorken rüzgarda, öylesine perişan bir haldeyim ki. Parmak uçlarım yetse dokunacağım, ama bu çıkıntı yıllarca aç beklemek kuruttu kemiklerimi.
İşte bu yüzdendir!
Kan yağıyor göklerden
Avare ruhum süzülüyor göklerden yere, parmak uçlarımla geziniyorum yeni açan çiçekli vadide.
Héloïse
Ben öldüm.
Yorumlar
Yorum Gönder